İstatistiksel veriler, kenelerin yaklaşık %50'sinin başta Lyme hastalığına yol açan Borrelia burgdorferi olmak üzere, çeşitli patojen bakteriler taşıdığını göstermektedir. Köpeklerde görülen en yaygın kene kaynaklı hastalıklardan biri olan Lyme, bu bakterinin kene ısırığı yoluyla kana karışmasıyla gelişir. Dostlarımızın yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren ve erken müdahale edilmediğinde kronik sorunlara yol açabilen bu hastalıkla mücadelede, kene kontrolü hayati bir öneme sahiptir.
İsmine rağmen D vitamini, biyolojik olarak kalsiyum emilimini yöneten hayati bir hormondur. İnsanlarda güneş ışığına (UV) maruz kalınmasıyla ciltte sentezlendiği için "güneş ışığı vitamini" olarak da bilinen bu unsur, evcil hayvanlarımızın kalsiyum metabolizmasında da merkezi bir rol oynar. Kedi ve köpeklerde yeterli D vitamini ve kalsiyum seviyelerinin korunması, kemik yoğunluğunu artırarak basit kırık vakalarının görülme riskini önemli ölçüde azaltır.
Prostat bezi hastalıkları köpeklerde oldukça yaygın görülürken, kedilerde ve diğer küçük evcil hayvan türlerinde bu duruma daha nadir rastlanır. Erkek köpeklerde en sık karşılaşılan prostat sorunu "İyi Huylu Prostat Hiperplazisi"dir (BPH). Bunun yanı sıra bakteriyel prostat apseleri, prostatik ve paraprostatik kistler ile prostat adenokarsinomu (kanser) gibi daha ağır tablolar da görülebilmektedir. Her ne kadar prostat problemleri kısırlaştırılmamış erkeklerde çok daha yüksek bir oranla seyretse de, kısırlaştırılmış köpeklerin de bu riskten tamamen muaf olmadığı unutulmamalıdır.
Cushing sendromu, köpeğinizin vücudunun "kortizol" adı verilen hormonu normalden çok daha fazla üretmesi sonucunda ortaya çıkan ciddi bir sağlık sorunudur. Tıbbi literatürde hiperkortizolizm veya hiperadrenokortisizm olarak da adlandırılan bu hastalık; dostunuzun yaşam kalitesini, metabolizmasını ve organ sağlığını doğrudan etkiler. Köpek sahipleri için fark edilmesi zor olabilen bu sinsi hastalık hakkında tüm merak edilenleri, belirtilerini ve güncel tedavi yöntemlerini bu yazımızda bir araya getirdik.
Kedi ve köpeklerde görülen topallıklar her zaman kırık, çıkık veya kas yaralanmalarından mı kaynaklanır? Cevap maalesef hayır. Özellikle köpeklerde sık rastlanan kemik tümörleri, en az travmatik yaralanmalar kadar hayati önem arz etmektedir. Bu yazımızda; kedi ve köpeklerde şiddetli topallıklara, kemik yıkımlarına ve şiddetli ağrılara yol açan, tıpta "osteosarkom" olarak adlandırılan kemik tümörlerini ve bu ciddi sağlık probleminin detaylarını sizlerle paylaşacağız.
Mastitis, en basit tanımıyla meme dokusunun iltihaplanmasıdır. Genellikle bakteriyel enfeksiyon kaynaklı olan bu durum, bir veya birden fazla meme bezinin enflamasyonu ile karakterize edilir. Enfeksiyona en sık Staphylococcus aureus türü bakteriler neden olur. Dişi kedi ve köpekler, genellikle laktasyon (emzirme) döneminde bu rahatsızlığa yakalansalar da, bazen yalancı gebelik süreçlerinde de mastitis tablosu şekillenebilir.
Sarkoptik uyuz (köpek uyuzu), köpeklerde görülen en eski ve en bulaşıcı deri hastalıklarından biridir. "Akar" olarak adlandırılan mikroskobik uyuz böceklerinin neden olduğu bu rahatsızlık, herhangi bir mevsim ayrımı gözetmeksizin yılın her döneminde görülebilir. Uyuz etkenine maruz kaldıktan sonra kuluçka süresi 10 gün ile 8 hafta arasında değişebilmektedir. Enfekte olan köpeklerde vücut, bu akarlara karşı hızla aşırı duyarlılık geliştirir; bu da dostumuzun yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren şiddetli ve durdurulamaz bir kaşıntıya yol açar.
Bugünkü blog yazımızda, evcil hayvanlarınızı hangi zararlı canlılardan uzak tutmanız gerektiğini ve bu canlıların dostlarımız için neden risk oluşturduğunu inceliyoruz. Özellikle kedi veya köpeğinizin doğada temas edebileceği böcek türlerinden hangilerinin zehirli olduğunu ve hangilerinin hayati tehlike yarattığını detaylandırdık. Zehirlenme durumlarında uygulanacak acil müdahale yöntemlerini önceki yazılarımızda ele aldığımız için, bu içeriğimizde tamamen tehlikeli böcek türlerini tanımaya ve onları ayırt etmeye odaklanıyoruz.
Tıpkı insanlar gibi, kedi ve köpekler de yaşamları boyunca çeşitli bakteriyel enfeksiyonlarla karşı karşıya kalabilirler. Bu enfeksiyonların tedavisinde başvurulan temel silahlara antibakteriyel ilaçlar veya daha yaygın adıyla antibiyotikler denir. Antibiyotikler, evcil hayvanların sağlıklı hücrelerine zarar vermeden, hastalığa yol açan zararlı mikroorganizmaları hedef alarak onları yok etmek veya çoğalmalarını durdurmak amacıyla kullanılan hayati tedavi araçlarıdır.
Sarılık (ikterus), kandaki bilirubin seviyesinin yükselmesiyle ortaya çıkan ve genellikle ciddi bir sağlık sorununa işaret eden kritik bir belirtidir. Evcil hayvanınızın göz aklarında, diş etlerinde ve derisinde görülen anormal sarımsı renk, dokularda biriken bu bilirubin pigmentinden kaynaklanır. Bu durumun temel nedenleri genellikle karaciğer hastalıkları, safra kesesi problemleri veya kırmızı kan hücrelerinin aşırı yıkımı ile ilgilidir. Tedavi edilmediği takdirde sarılığa yol açan altta yatan nedenler ölümcül sonuçlar doğurabileceğinden, bu semptom asla göz ardı edilmemelidir.
Bağışıklık sisteminin hem köpekler hem de bizler için enfeksiyonlara karşı hayati bir kalkan olduğunu biliyoruz; ancak bu karmaşık sistem, basit bir koruma mekanizmasından çok daha fazlasını ifade eder. Güçlü bir bağışıklık sistemi, kronik hastalıkların temel tetikleyicisi olan enflamasyonu (yangıyı) kontrol altında tutar, mutasyona uğramış kanser hücrelerini erkenden baskılar ve vücudu kimyasallardan, toksinlerden ve patojen mikroplardan arındırır. Köpeğinizin yaşam kalitesini artırmak, aslında onun bu görünmez ordusunu her daim zinde tutmaktan geçer.
Internet Explorer tarayıcısının 9.0 ve daha eski sürümlerini desteklememekteyiz. Web sitemizi doğru görüntüleyebilmek için tarayıcınızı güncelleyebilirsiniz, güncelleyemiyorsanız başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsiniz.