Hiçbir Şey İmkansız Değil

kedi hikayeleri

Birbiriyle geçinemeyen iki kardeş veya iki arkadaş için her zaman kullanırız “kedi-köpek gibisiniz” lafını.

Oysa ne çok örneği vardır, birbirlerine sarılıp uyuyan, aynı kaptan yiyip içen, birlikte oynayan, hatta bir diğerinin yavrularını emziren kedi ve köpek dostların.

Elbette her şey gibi, bu birlikteliğin de başı eğitim. Karakterlerin dominantlığına, inatçılığına göre zaman almakla birlikte, en düşman durumda bile “hiçbir şey imkansız değildir ‘’in hikayesi bu.

Evimize 4 aylıkken katılan köpek oğlum her masum yavru gibi etrafındaki hiçbir canlıya ön yargı ile bakmayan, hepsiyle arkadaş olmak, oyun oynamak isteyen bir çocuktu.

Ne zaman dışarı çıksak sokak kedilerine koşar, kovalamaca oynamak ister ama her defasında pati, hatta tırnak darbeleri alarak başı önde geri gelirdi. Yine de vazgeçmez, bir gün elbet kendisiyle oynayacaklarına olan inancıyla inatla devam ederdi bu duruma.

Ne zaman ki tuvaletini yapmak için kokladığı çalıların arasında yeni doğum yapmış ve yavrularını emziren bir anne olduğunu fark etmedik; ve o anne olanca gücüyle oğluma saldırıp çok ciddi yaralanmasına sebep oldu, oğlum kedilerin çok da arkadaş canlısı olmadıklarını düşünmeye başladı.

O olaydan sonra bir daha hiçbir kedinin yanına koşmadı oynamak için. Hatta gördüğünde çekinir, uzaklaşır bir hal aldı.

Fakat benzer bir durum (anne kedi vakası) 2 defa daha, üstelik yakınından bile geçmezken yolun diğer tarafından bizi kovalayıp saldırmaya varınca, oğlum artık kedileri düşman olarak görmeye başladı.

Artık kafasında yer eden düşünce, “ortada bir kedi varsa sana mutlaka saldıracak; o sana saldırmadan sen kendini koru, sen saldır” olarak şekillendi.

Çok uzun bir süre her dışarı çıktığımızda büyük bir tedirginlik yaşadım ya kedi çıkarsa karşımıza diye; çünkü artık oğlum da kendine zarar gelmesin diye zarar verecek duruma gelmişti.

En sonunda yılların bu şekilde geçemeyeceğine karar verip, kedilerin düşman olmadığını ona anlatmam gerekiyordu; ama nasıl?

Bulduğum en kökten çözüm, yaş gününde onun için sokaktan bir yavru kedi sahiplenmekti. Çevremdeki herkes bunun büyük bir risk olduğunu, ciddi bir kumar oynadığımı düşünüyordu. Ama ben aynı fikirde değildim. Oğlum bir canavar değildi, sadece defalarca başına gelen talihsizliklerden sonra kendini korumaya çalışıyordu. O yüzden savunmasız bir yavruya asla zarar vermeyecek, böylece tüm kedilerin düşman olmadığını da anlayacaktı.

Neredeyse 40 günlük, annesiz kalmış ama topaç gibi bir tekir oğlan geldi evimize. Ne oğlumdan korkuyordu ne kızımdan. Bıraksam fıldır fıldır üzerlerine atlayacaktı oynamak için. Yine de tedbiri elden bırakmamak gerekiyordu elbette, ne kadar güvensem de çocuklarıma.

Birkaç dakika içinde sanki yıllardır o evde yaşıyormuşçasına kucağımdan atlayıp evi keşfe çıktı. O sırada oğlumla kızımın yanımdan kalkıp peşinden gitmesi yasaktı. Ev turu bitince hop diye oğlumun üstüne atladı, ve kendine hayat arkadaşı olarak onu seçtiğini hepimizin gözüne soka soka gösterdi. Önce oğlumun boynunu emmeye, sonra da mırıldanarak onu yoğurmaya başladı. O an ne kadar doğru bir karar verdiğimi, oğluma güvenmekte ne kadar haklı olduğumu gördüm. Artık asla ve asla yalnız uyumuyordu. Çünkü yavrunun gözü sürekli abisinin üzerinde, ne zaman nereye yatsa hemen yanına kıvrılmak için fırsat kolluyordu.

Zamanla öyle harika bir ikili oldular ki, canım oğlum artık sokakta kedi gördüğünde kasıtlı olarak uzak yürüyor, kendisine zarar verirlerse kendini korumak zorunda kalmasın diye büyük dikkat gösteriyordu.

Ve bir gün ikimizin de çalıların arasında fark etmediği yetişkin bir kedi, bir anda korkudan refleks olarak oğlumu tırnakladı ve o, kafasını çevirip yoluna devam etti.

Hiçbir canlı canavar değildir; sadece doğru anlaşılmaya ihtiyaçları var.

 

Hepimizin hayatını değiştirdiğin için sana teşekkür ederiz Baron…

Etiketler: kedi hikayeleri
Ekim 10, 2022
Listeye dön