Kedilerde Pire Alerjisi
16.09.2014

Yaz döneminin yaklaştığı ve sıcakların yavaş yavaş artmaya başladığı bu zamanlarda pire alerjisi gibi dermatit problemleri evcil dostlarımız için sorun olmaya başlar. Pire alerjisi ile başa çıkabilmek için de pirelerin yaşam döngüleri ve bulaşma yolları ile ilgili bilgi sahibi olmak gerekir.

Pire ısırığı mekanik irritasyon ve kaşıntılı pire alerjisi dermatitisinin yanı sıra şiddetli enfestasyonlarda anemiye neden olur ve Dipylidium caninum, Bartonella henselae, Rickettsiafelis ve Haemoplasma türleri ile feline leukaemia virusun bulaşmasına aracılık eder.

Pirelerin biyolojileri

Pirelerde, yumurtadan erişkine geçiş süreci ortalama 21 gündür. Erişkin pireler konakçı üzerinde yumurtalarını bırakır, çevreye düşen yumurtalardan çıkan larva, dışkı artıkları ile beslenerek larva pupa ve erişkin safhasına geçer. Pupa formu ortam koşullarının uygun olmaması halinde, uygun koşullar sağlanıncaya kadar, 1 yıl boyunca kozada bekleyebilir, ki bu durum pire sorununun çözümlenmesi konusunda önemli bir engeldir. Yumurtadan larva ve pupaya geçiş juvenil hormon tarafından kontrol edilir. Pireler kan emebilecekleri uygun bir konakçı buluncaya kadar, yaklaşık 2 hafta yaşamlarını sürdürebilirler. Konakçıda 100 gün yaşayabilen pireler, konakçıyı terk ettikten sonra ancak 2-4 gün yaşayabilirler.

Alerji nasıl oluşur?

Pire alerjik dermatiti bir hipersensitivite durumudur ve pirenin salyasında bulunan, konakçıyı ısırdığı sırada konakçının vücuduna verdiği antijenler tarafından tetiklenir. Pire salyasında bulunan antijenler polipeptiddirler. Köpek ve kediler bu antijenlere bireysel olarak farklı yanıt verirler.

Klinik tablo

Kaşıntı durumu, klinik tabloya öncelikli olarak hakim olan bulgudur. Bunun yanısıra;

Milier dermatit; Tüm vücuda yayılabilen, 2-3 mm çapında kabuklu lezyonlarla karakterizedir, deri ve kıl örtüsü yağlı ve kepekli olabilir.

Simetrik alopesi; Pire alerjilerinde gözlenen bir diğer semptom olabilmektedir.

Eozinofilik granüloma kompleksi; Eozinofilik ülser, plak veya granulomdakine benzer kutanöz reaksiyonlar şeklinde olabilir. Eozinofilik ülser daha çok dudakları etkilerken, diğer formlar tüm vücutta şekillenebilir. Kutanöz lezyonlar genellikle abdomendedir, mukokutanöz bölge de etkilenebilir. Lezyonlar yuvarlak, eritematöz, sızıntılı ve ülseratiftir.

Ayırıcı tanı

Kedilerde kaşıntıya neden olan ve pireden kaynaklanmayan diğer nedenler ;

- Gıda alerjisi
- Atopi ( ev tozu/akarları, polen )
- Sinek ısırıkları
- Kulak parazitler
- Bakteriyel/ektoparaziter enfeksiyonlardır

Kesin tanı için pire olasılığının elimine edilmesi gerekir

Pireye karşı hipersensitivite göstermeyen hayvanlar aşırı yalanmadıkları için üzerlerinde her zaman pire görülebilir buna karşın alerjik hayvanla sürekli ve obsesif biçimde yalanarak üzerlerindeki pireleri çevreye yaydıkları için pireler oldukça az görülebilir veya hiç görülemeyebilir.

Deri testi; Alerjiyi ortaya koymak için ticari olarak satılan pire antijeni ile intradermal deri testi ya da pire salyası antijeni ile in vitro testler uygulanabilir.

Tedavi ve kontrol

Farklı etken maddeleri içeren pek çok ilaç olmasına rağmen kedilerde pire kontrolü zorluğunu korumaya devam etmektedir. Kedi sahipleri genellikle pire tedavisini takiben kedilerinin aşırı yalanmaya devam ettiklerini belirterek şikayetçi olmaya devam ederler. Ancak pire kedinin vücudunda sadece 5 dakika boyunca kan emer ve uygulanan ilacı ancak bu sırada alması mümkündür, tok bir pireye ilacın verilmesi olası değildir ve bunun bir yolu da yoktur.

Ayrıca kedi ilaç uygulanmadan önce ısırılarak antijeni aldığı için bir süre daha kaşınmaya devam edecektir. Hipersensitif hastalarda kaşıntının sürekliliği için minimal düzeyde maruz kalma yeterli olabilir ancak hayvanın üzerinde çok fazla pire bulunması daha sık ısırılmaya ve daha fazla antijene maruz kalması anlamını taşımakta olup, reaksiyonun şideti ve sürekliliğini güçlendirir. Bu nedenle en kısa zamanda hayvanın vücudunda ve çevresinde bulunan pire sayısının azaltılması amaçlanır. Kombine bir tedavi programı oluşturulmalı ve bu programa hastanın alerjik olduğu da dikkate alınarak, alerjiyi tedavi edecek uygulamalar da dahil edilmelidir.

Çevreye yayılmış olan pirelere karşı elektrikli süpürge kullanımı etkili olabilir ancak uygulanan vakum bir yandan mevcut pire, yumurta, pupaları ortamdan uzaklaştırırken diğer yandan pupa formunda olanların aktif hale gelmesine neden olarak popülasyona yeni erişkin pirelerin katılmasına neden olur.

Kedilerde uygulanan tedavi prtokolü genellikle aşağıdaki gibidir;
- 8 haftalıktan küçük kedi yavrularında; piretrin içeren şampuanlar,
- 8 haftalıktan büyük kedi yavrularında; fipronil damlalar,
- Erişkin kedilerde; imidakloprid veya fipronil damlalar kullanılabilir. Bazı durumlarda bunlar lufenuron ile kombine edilmelidir.

Eozinofilik granüloma kompleksi şekillenmesi durumunda;

İmmunosupresif tedavi genellikle çok etkilidir ve glukokortikoidler uygulanır.

- Prednizolon 2 – 4 mg/kg/gün, 2 hafta boyunca verilir.
- Metilprednizolon, 1 mg/kg, oral, günde bir kez, iki hafta boyunca uygulanır ya da 20 mg/ kedi dozunda, SC yolla, haftada bir kez lezyonlar çözülünceye kadar 2-3 hafta uygulanmaya devam edilir.
- Siklosporin; 5-10 mg/kg, günde bir kez, 8 hafta uygulanır ve dozu azaltılarak kesilir, uygulama sürecinde hastanın takibi gereklidir,
- Interferon alpha-2a. 30-60 unite/kedi/gün, 30 gün uygulanır, interferon alfanın insanlarda eozinofillerden protein granüllerinin salınımını inhibe ettiği bilinmektedir..
- Omega-3/omega-6 yağ asitleri tedaviyi desteklerken kortikosteroidlere olan gereksinimi azaltır
- Bazı lezyonlar antibiyotiklere pozitif yanıt verirler. Klavamoks, sefaleksin, sefadroksil, klindamycin, 4-6 hafta kullanılmaları gerekir.
- Lizin, antihistaminikler ve esansiyel yağ asitleri kombinasyonları ile yapılan tedavi çalışmalarının bir kısmında umut verici sonuçlar alınsa da özellikle glukokortikoidlere dirençli olgularda olumlu sonuç alınamadığı bilinmektedir.

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.